Sıkça Sorulan Sorular

Toplam Çözünmüş Madde (TDS) suların mineral ve iyon zenginliğini gösteren önemli parametrelerden bir tanesidir. Çünkü, tabiatta sular, kaynaklarına göre, TDS konsantrasyonları açısından farklılıklar gösterirler. 1000 mg/Lt TDS konsantrasyonu "Tatlı Su" kaynakları için üst limittir. 1000 - 5000 mg/Lt TDS'ye sahip sular genel olarak "Acı Su" olarak tabir edilirken 5000-15.000 mg/lt TDS’ye sahip sular “Çok Acı Su” ve daha yüksek konsantrasyonlarda TDS içeren sular "Tuzlu Su" olarak tanımlanır. Sularda yüksek oranda TDS bulunması (>1000 mg/Lt) hemen her kullanım amacı için suda iyon giderme işlemini gerektiren bir durumdur. Bu tip bir suyun endüstriyel veya sosyal amaçlı su temininde, kısıtlı amaçlar haricinde kullanılamayacağı gibi, sulama suyu amaçlı olarak ta kullanılması mümkün değildir.
Tatlı sular, dere, göl, keson kuyular gibi yüzeysel su kaynaklarından ve yeraltı akiferlerinden temin edilir. Yüzeysel su kaynakları, yüzeye yakın olması nedeniyle genel olarak, derin kuyu sularına göre daha bulanık ve tortuludur. Yeraltı suları ise, kuyunun çekiş yaptığı yeraltı katmanlarına bağlı olarak, daha az bulanıklık ve tortu içermesine rağmen çözünmüş madde konsantrasyonu açısından daha zengindir. Genelde, yeraltı suları, kalite olarak yüzeysel su kaynaklarına göre daha yüksek vasıftadır. Yeraltı katmanları arasındaki süzülme esnasında yüksek miktarda katı madde, çözünmüş formda yeraltı suyuna karışır. Yeraltı sularının mineral konsantrasyonu açısından zengin olma sebebi de budur.
Kullanım amacının gerektirdiğinden daha kaliteli bir su temin etmek, yatırımın maliyetini gereksiz artırmakla eşanlamlıdır. Aynı zamanda en ucuz sistemin seçilmesi de boşa yatırım yapılması anlamına da gelebilmektedir. Bundan dolayı, su arıtma sistemlerine ilişkin yatırıma girmeden önce biraz zaman ayırıp detaylı inceleme ve tetkiklerde bulunmak ve amaca uygun sistemin seçimini sağlamak çok önemlidir. Bu yapılmadığı takdirde, standartlara göre teklif veren firmaların tekliflerinin ilk aşamada elenmesi kaçınılmaz olacaktır. Bununla birlikte, tüketici de işe yaramayan bir sistem satın almış olacaktır.
Musluklardan akan su, belki doğrudan içilmeyebilir, ancak dolaylı yollardan insan vücuduna girebilmektedir. Sebze-meyve yıkama, diş fırçalama ve vücut temizliğinde kullanılan suyun hijyenik olması önemlidir. Bunun dışında bina tesisatının ve evlerdeki cihazların korunması için suyun arıtılması gereklidir.
Evet, ancak farklı karakterdeki sulara farklı arıtma prosesleri uygulanacaktır. Günümüz teknolojisi ile sadece tatlı su kaynaklarının değil, deniz suyu ve hatta atıksu kaynaklarının içme suyu haline getirilmesi mümkün olabilmektedir.
Su arıtma sistemleri konusunun uzmanı olan insanları barındıran ve müşteriye satış öncesinde olduğu gibi satış sonrasında da destek verebilecek firmalardan alınmalıdır. Ucuz sistemler değil işe yarayacak sistemler, pahalı sistemler değil, ihtiyacı karşılayacak sistemler seçilmelidir.
Sistem seçiminin doğru olması için mutlaka ham su analizinin yaptırılması gerekir. Hıfzısıhha Enstitüsü, Üniversiteler ve Özel Laborauarlarda su analizi yaptırmak mümkündür.
Evsel amaçlı kullanımlarda, su kaynağı hakkında genel bir fikir edinebilmek için
o Ph,
o İletkenlik,
o TDS
o Tortu,
o Renk,
o Bulanıklılık,
o Toplam sertlik,
o Klorür,
o Nitrit,
o Amonyak,
o Nitrat,
o Demir,
o Mangan,
o Alkalinite,
o Toplam bakteri,
o Koliform bakteri
gibi parametrelerin incelenmesi yeterlidir.

Endüstriyel proses suyu hazırlama sistemlerinde ise, daha detaylı katyon ve anyon dengesini ortaya koyan analizlerin yapılması gereklidir. Ham su kaynağı olarak kuyu suları ve yüzey su kaynaklarının kullanıldığı durumlarda bu parametrelerin mevsimlere göre değişkenliği de incelenmelidir.
Genelde görünümü bulanık ve dibinde çökelti bırakan sular, tortulu olarak değerlendirilir. Tortu, suyun kullanım amacı her ne olursa olsun, tolere edilmesi pek mümkün olmayan bir parametredir.

Tortunun çeşitli şekillerde giderilmesi mümkündür. Multimedya filtreler, kartuş filtreler, siklon tip seperatör filtreler, elek filtreler ve diskli filtreler bu amaca hizmet eden sistemlerden bazılarıdır. Multimedya filtreler dışındaki tüm sistemler sadece boyut filtrasyonu sağlarken, multimedya filtreler ile bulanıklılık ta giderilebilmektedir.
Aktif karbonun yaygın uygulama alanı, suyun içinde mevcut organik madde ve klor giderimidir. Aktif karbon malzeme, çok geniş yüzey alanına (1000-1500 m2/gr) sahip oldukça porozif bir malzemedir. Organik kirliliğin olduğu sularda ve klor giderme amacıyla yaygın olarak kullanılmaktadır.

Aktif karbon ile ilgili dikkat edilmesi gereken bir konu, bu maddenin çeşitli türevlerinin bakteri üremesi için uygun ortam oluşturabilmesidir. Bu gibi durumlarda bakteri kaçağı oluşumu mümkündür. Bu sebeple aktif karbonun öncesinde ve sonrasında suyun dezenfekte edilmesi önemlidir.
Suyun içindeki mikroorganizmal yaşamın kontrolü amacıyla suyun dezenfekte edilmesi şarttır. Dezenfeksiyon işleminin, bir çok şekilde gerçekleştirilmesi mümkündür. Ancak, en yaygın olarak klorlama ve ultraviyole dezenfeksiyon sistemleri kullanılmaktadır. Gıda sanayinde ise ozonizasyon tercih edilen bir yöntemdir.
Klor, eskiden beri en yaygın kullanılan dezenfektandır. Yaygın kullanımında klorun ucuz bir dezenfeksiyon sistemi olmasının yanısıra, kalıcı etkiye sahip olması da önemli bir etkendir. Klor, suya karıştırıldığı anda, suyun içindeki bazı organik maddeler ve ağır metallerle reaksiyona geçer. Tüm reaksiyonlar sonrasında 0,1-0,2 mg/l serbest bakiye klorun suda bırakılması, nihai kullanım noktasına kadar mikroorganizmal üremeyi önleyecektir. Ancak yapılan klorlama işlemi sonrasında, serbest bakiye klorun aktif karbon veya sodyum metabisülfit dozlanarak sudan alınması, arıtma sistemi sonrasında suyu mikroorganizmal kirlenmeye açık hale getirecektir.

Suyun dezenfeksiyonu amacıyla kullanılan bir diğer yöntem ise, Ultraviyole Dezenfeksiyondur. Bu yöntemde, dalgaboyu 254.7 nanometre olan ultraviyole ışınımı kullanılır. Bu ışınım, suyun içindeki mikroorganizmaların, DNA yapısında bozulmaya sebep olup, üremeyi engeller. Ultraviyole sistemler, dezenfeksiyon amacıyla, oldukça yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. UV sistemleri ile dezenfekte edilen sular, atmosfere açık bir şekilde depolanmamalı ve bekletmeden kullanılmalıdır. Ayrıca, voltaj düşümleri veya elektrik kesintileri UV dezenfeksiyon cihazlarının çalışmasına olumsuz etkisinin olduğu bilinmektedir. Sadece elektrik gerilimindeki salınımlar, UV sistemin etkinliğini %30’lar mertebesinde düşürebilmektedir. Ultraviyole sistemlerin, tortulu ve bulanık olan sularda kullanılması durumunda, suyun UV ünite öncesinde hassas partikül tutma kabiliyetine sahip tortu filtrelerinden geçirilerek bulanıklılığının giderilmesi şarttır. Zira, mikroorganizmalar, büyük partiküllerin ışınımı engellemesi sonucu, UV üniteden canlı çıkabilmektedir. UV ünitelerin ayrıca peryodik bakımı önemlidir. Senede bir kere UV lamba değişimi ve ham su kalitesine bağlı olarak, peryodik olarak kuvars cam temizliğinin yapılması çok önemlidir. Bu temizliğin yapılmaması, UV ışınım etkinliğini azaltacaktır.
Klorlama yerine kullanılabilen ve klorlamadan çok daha etkili bir dezenfeksiyon yöntemidir. Ancak yerinde üretilmesi ve pahalı bir yöntem olması kullanımını sınırlandırmaktadır.
Sadece yatırım maliyetine bakılarak yapılan değerlendirmeler çoğu zaman yanlış sonuçlar verebilmektedir. Ama bu, en pahalı sistem en iyisi anlamına gelmemektedir. Sistem ve teklif değerlendirmesinde istenen sonuç için optimum şartları sağlayan dizayn seçilmelidir. Optimum şartların sağlanması ise aşağıdaki unsurlara bağlıdır.
Seçilen su arıtma üniteleri, temin edilen çıkış suyu nihai kullanım amacına uygun olmalıdır. Kullanım amacının dışına çıkan her ünite, gereksiz yatırım ve işletme maliyeti anlamına gelir.
Ünitelerin seçimi esnasında hidrolik kapasite değil, arıtma kapasiteleri gözönünde bulundurulmalıdır. Arıtma kapasitesine göre seçilmeyen bir ünite istenen verimi sağlamayacaktır.
Sistem dizayn edilmeden önce detaylı bir ham su analizinin yapılmalıdır. Suyun içindeki kirletici parametrelerin ölçümü sistem dizaynında vazgeçilmez bir unsurdur.
Suyun sertliği, evsel, ticari ve endüstriyel kullanımlarda en çok rastlanan problemdir. Suyun sertlik sınıflaması şu şekilde verilebilir.
Fransız sertliği (Fr), Alman sertlik birimi (dH) ve mg/lt CaCO3 eşdeğeri ülkemizde yaygın olarak sertlik sınıflandırmasında kullanılan birimlerdir. Suyun içindeki sertlik iyonlarının konsantrasyonunu tanımlamada kullanılır. 1 Fr derecesi 10 mg/lt CaCO3 ve 1 dH=1,78 Fr sertliğine eşittir.
Sert suyun zararları çok kısa olarak aşağıdaki gibi verilebilir.
* Sert su ile evsel kullanımlarda daha fazla sabun ve temizlik ürünü kullanılır.
* Sert su değdiği her noktada temizlenmesi çok zor olan sabun çökeleklerine neden olur.
* Sudaki sertlik zamanla kendiliğinden veya su ısıtıldığında hızla çözünürlüğünü kaybeder ve geçtiği yüzeylere yapışmaya başlar. Su borularının içi hızla dolar, su basıncı ve akışı azalır.
* Suyun ısıtıldığı yüzeylerde daha da artan kireçlenme, yalıtkanlığa sebep olur ve elektrik tüketimini artırır. Kalorifer tesisatındaki kireçlenme yakıt tüketiminin artmasına sebep olur.
* Sabun çökeleği banyo veya duş sonrasında insan derisine yapışır. Deri gözeneklerini tıkar ve saç tellerini kaplayarak sertleştirir. Deriye yapışan bu kütle, bakteri üremesi için elverişli bir ortam yaratır.
* Sertlik mineralleri yemeklerde istenmeyen bir tat verir. Sert su ile yapılan buz buğulu bir görünümde olur.
Suyu yumuşatmanın en pratik yolu iyon değiştirici reçine kullanmaktır. İyon değiştirici reçineli sistemler genelde sodyum iyonları ile sertlik iyonlarını yer değiştirterek çalışırlar. Proses esnasında su reçine tanecikleri arasından süzülerek geçer. Reçine tanecikleri üzerindeki elektrik yükü sodyum iyonlarını reçine taneciği üzerinde tutar. Ancak, reçine taneciklerinin aynı zamanda sertlik minerallerini tutma kabiliyeti de vardır. Reçine taneciklerinin sertlik minerallerini tutma kabiliyeti sodyum iyonlarını tutma kabiliyetine göre daha fazladır. Bu şekilde iyon değişimi gerçekleşir.

Belli miktarda sert su reçine yatağından geçtikten sonra, reçine tanecikleri tamamıyla, sertlik mineralleriyle kaplanır. Bu durumda sertlik minerallerinin tutulması son bulur. Sertlik iyonlarının tekrar tutulabilmesi için reçine taneciklerinin sertlik minerallerinden kurtarılarak tekrar sodyum taneciklerinin bağlanması gereklidir. Bu işleme ‘rejenerasyon’ adı verilir. Rejenerasyon esnasında önceden hazırlanmış olan tuzlu su çözeltisi reçine tankına verilir ve reçine sodyuma doyurulur. Reçine tankında biriken yüksek konsantrasyondaki sodyum iyonları, sertlik iyonlarını reçine taneciklerinden ayırır. Reçine daha sonra temiz su ile durulanarak tuz ve sertlik mineralleri tanktan atılır. Reçine tankı tekrar sertlik iyonlarını tutmaya hazır durumdadır.
Sertlik minerallerinin sudan alınması sabunun köpürmesini ve temizlik yapmasını kolaylaştırır. Yumuşak su ile banyo yapılırken, sabun çökeleği oluşumu yoktur. Deri üzerindeki kayganlık ise, doğal ve deri için faydalı olan insan derisi yağıdır.
Doğal yumuşak sular genel olarak asidik yapıya sahiptir ve çok az çözünmüş mineral içerir. Bu da suyu korozif yapar. Yumuşatıcılar vasıtası ile yumuşatılmış sular ise, bazik karakterde olup, orta derecede çözünmüş mineral içerir. Bu tip suların, önemli bir korozif etkisi yoktur.
Ham su sertliği 30 Fr üzerinde olan suların yumuşatıldıktan sonra bahçe sulamada kullanımı sakıncalıdır. Çünkü su sertliği yükseldikçe suya verilen sodyum miktarı da artmaktadır. Sodyum ise, bitki ve otların sulama suyunda bulunması sakıncalı olan bir parametredir. Sodyum açısından zengin sularla sulanan otlar sarımsı renkte olur.
Sulama amaçlı kullanılan suların TDS değerinin yüksek olmaması istenir. Hassas bitkilerin sulamasında 500 mg/Lt TDS, üst limittir. 1000 - 2000 mg/Lt TDS içeren suların ise hassas olmayan bitkilerin sulanmasında kontrollü olarak kullanımına izin verilebilmektedir. TDS açısından fazla zengin sularla sulanan toprak zaman içinde üzerinde bitki yeşermez duruma gelir.
Ters osmos, suyun içindeki istenmeyen tüm mineralleri sudan ayıran ve saf demineralize su teminine yönelik olarak kullanılan çapraz akışlı membran filtrasyon prosesinin genel adıdır.
Ters ozmos teknolojisi, sanayide demineralize proses suyu hazırlama amacıyla kullanıldığı gibi, meşrubat ve şişelenmiş içme suyu üretiminde sıklıkla kullanılan bir yöntemdir.
İnsan vücudunun bazı minerallere ve vitaminlere olan ihtiyacı doğrudur. Ancak, bu minerallerin istenen seviyede alınması için en doğru yol iyi ayarlanmış bir diyettir. Sözkonusu faydalı mineraller suda o kadar az miktarlarda mevcuttur ki, bir insanın günlük mineral ihtiyacını ne kadar çok su içerse içsin karşılayabilmesi mümkün değildir. Yapılan hesaplara göre bir insanın günlük mineral ihtiyacını içtiği sudan karşılayabilmesi için 250-300 Lt su içmesi gerekir.
Kırmızı lekeler suyun içindeki demiri gösterir. Suda demir çok çeşitli şekillerde bulunabilir. Giderilmesi ancak oksidasyon işlemi ardından çöktürme ya da filtrasyon ile mümkündür. Çözünmüş demir aynı zamanda yumuşatma reçinesi ile de giderilebilir.
Mavi-yeşil renkli lekeler suda bakır olduğunu gösterir. Su yumuşatma reçinesi ile giderimi mümkündür.
Kurşun insan sağlığı için ciddi bir risktir. Suya kurşun kurşunlu borulardan ve contalardan karışabilir. Kurşun insanlarda, hipertansiyon, duyma zorluğu, anemi, böbrek hastalığı ve zeka geriliği yapar. Kurşunun sudan giderilmesi ancak ters osmos ünite veya iyon değiştirme yöntemi ile mümkündür